2.el

18 açık sarı kalebodur,onu kesen 19 gri renk seramik karo.Sarı kalebodurlar,ayağım kadar.Gri’ler de ise ayağım taşıyor.Ustam dan çekinmesem göz kararı saydığım fayanslara tek tek basacağım.Ama onun dikkatini çekmeye hiç niyetim yok.O dikkatini yarı yarıya boşalmış dükkanda koliler dışında açıkta kalan eşyalar ile karşısında ki adama yöneltmiş.Ter içinde kalmış,gömleği pantolondan dışarı sarkmış adamın  ağlamaklı bir ses var.

--Al kardeşim,bunu da al!

diyerek ustama gözlük stantlarını gösteriyor.Ustam,her zamanki umursamazlığı ile ses çıkarmadan dükkanı inceliyor.2 yıldır yanında çalıştığım Haydar Usta,nam-ı diğer Çakal Haydar’ı tanıyorum artık.2.el mal satarken de,alırken de kendine has umursamaz tavrının arkasında ince hesaplar var.

 1 sebil su dolabı,1 büro buzdolabı ve 1 elektirkli ısıtıcı için geldiğimiz dükkanda,mal sahibi ile gözlükçü arasında ki tartışmanın sonunda  2 vitrin dolabı,3 küçük cam masa,arkalarında 3 kırmızı vinleks kaplı sandalye1 büro koltuğu,2 küçük sehpa da pazarlığa ilave ediliyor.

Gözlükçünün yukarı çıkan dükkan sahibinin ardından bağırarak:

--Bu kadar olmaz artık İhsan abi.Söz verdiğim günde boşaltıyorum. ‘’Devir hakkı veririm ,yardımcı olurum oğlum’’demiştin,şimdi depozitoma el koymaya kalkıyorsun.Var mı böyle bir şey ya? Beş para etmeyen dükkanını  adam ettim.Kaldırımını bile seramikle kapladım.Bir gün olsun kiranı geç yatırmadım,karşılığı bu mu?

Üst kat’tan tartışmayı devam ettirecek ses gelmeyince ,ustam’a doğru dönerek:

-a..koyım böyle düzenin

dedi. Haydar usta , cebinden çıkardığı buruşmuş bir Winston paketinden adama ikram etti.Karşılıklı yakılan sigara ile derin nefes alan gözlükçünün kendine kendine mi yoksa ustamla mı konuştuğu anlaşılmamakta..

--Aaa kafasız Kerim,ah! Senin neyine dükkan sahibi olmak? Sen de bu şans varken..

Büyük koliler içine yerleştirilmiş gözlük kılıfları var.

--Ne güzel işin vardı,aptal herif! Ne uyarsın el sözüne.Birtan ibnesi de aldı başını gitti…

Kapağı bantlanmamış koli kapağını aralıyorum.Miki mauslu renkli bir çocuk kılıfını çaktırmadan cebime koyuyorum.

--Göz hastanesi açılacak demişti.3 ay geçti ,binayı bir kargo şirketi kiraladı..Dünya kadar yatırım yaptım..Yandım ben ya, bittim!

Bir süre sandalye üzerinde sessizliğe gömüldü.Haydar usta’nın da etrafı kolaçan etmesi bitti herhalde,yavaş bir sesle:

--Biz genelde çek yat ya da lokanta malzemesi falan alırız da..Ne istiyon bunlara?

Gözlükçü

-Ne biliyim abi? Ver işte bir şeyler..Koyacak yerim yok,görecek gözüm yok..

Çaakal,en sevdiği bezgin müşteri halini bile umursamadan,duvarda monte edilmiş gözlük dolaplarını da göstererek

--Pek işe yaramaz ama,hepsine 350 lira vereyim.

Adamın şaşırmasına izin vermeden bir sigara daha uzattı.Sigarayı yakarken adam,

--O dolapları 13 bine yaptırdım ben

Dedi.Haydar usta,kendine en çok kazanç sağlayacak eşyayı girdiği ilk ortamda görür,pazarlığını ise en sona bırakırdı. Beklediğim son vuruş gelmişti.

--Bu makinelere ne istiyon?

Yok artık,bu kadarı da olmaz bakışı yerleşti gözlükçünün yüzüne.İlk kez ustama  diklenerek

--Ne yapıcan?Cam kesme makinelerini de mi alıcan?Onlara da bi 3oo lira verirsin artık.

Haydar usta,temkinli adamdır.Çakallıkta ileri gittiğini fark etti.Böyle durumlarda ilk kazanımlarını kaybetmemek için cebinden çıkardığı 350 lirayı adamın önündeki sehpaya koydu.Kapıya yakın duran cam vitrinlerden birini döndürerek bana seslendi.

--Hadi len,şunlara bir el at!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !