ADAY

–Valla kardeşim.

50 bin lira çok para. Hani ben 10-15 bine hallederim diyordum ya… Arkadaşlar çok ısrar ettiler. Bana kalsa görünümümde çokta bir şey yok hani… Beni beğenen böyle beğensin di mi ama?Öyle yüzüne bakılmayacak biri de değiliz herhal…

–Siz bilirsiniz beyefendi. Kız istemeye gitmiyorsunuz sonuçta. Zaten vaktim pek az. Yüce Menfaatler partisi milletvekili adayıyla da randevum vardı. Ben vaktinizi almayayım.

–Ya dur kardeşim. Dur biraz. Hani bu işin oluru varsa onu söyle. Ben yanımda çalışan mühendislere bile bu parayı vermiyorum. Bak  seni de pek sevdim. 20 Bine bitirelim bu işi.Ver elini ver.

–Beyefendi girdiğiniz işin büyüklüğünün farkında değilsiniz herhalde. Milletvekili olmayı düşünüyorsunuz. Bunu da sadece vaatlerinizle gerçekleştiremezsiniz. 1990’dan beri kişisel görünüm ve stil danışmanı olarak yanında görev yaptığım tüm adaylara seçim kazandırdım.

–Niye? Sihirbaz mısın sen?

–Elbette! Bir nevi sihirbaz sayılırım. 2 ay boyunca geceli-gündüzlü size hizmet verecek; sizi olduğunuzdan daha farklı bir görüntüye kavuşturacağım. Bu istediğim bedel ise, size aracı olan kimselere mahcup olmamak için. Tüm giysi ve aksesuar, ilaç ve SPA ücretleri hariç net fiyattır.

–Şimdi bak kardeşim. Ben müteahhit adamım. Ön seçim için 2 ev sattım. Daha ortada bir şey yok. Sen hele bana ne yapmak istediğini bir söyle hele… Neye para verdiğimizi bir görelim di mi ama?

–Hay hay beyefendi!

Deminden beri bende bıraktığınız izleniminizi kabataslak anlatayım.

Önce burundan konuşuyorsunuz gibi. Ses tonunuz kulak tırmalıyor. İyi bir diksiyon hocası bulunacak.

Saçlarınızı boyama huyundan vazgeçmelisiniz. Kendinizi Amerikan senatosuna  başkan oluyormuş gibi düşünün. Kırlaşmış bir görüntüden korkmayın. Tersine size olgunluk, seçmenlerinize de güven verecektir.Sonra?… Giysileriniz! Nasıl desem? Biraz basit gibi… Hem modaya, hem size uygun olmalı. Üzerinizde taşıyamayacağınız kıyafet size ait değilmiş hissi uyandırır. Ceket belinizi sarmalı. Kolları büyük olmamalı.

Bir de tabii tesbih! Ben de kullanmayı çok severim ama tesbih kullanmaktan vazgeçmelisiniz.

–Niye ki? Ben bununla kendimi daha iyi hissediyom.

–Sizi anlıyorum beyefendi ama konuşurken bir enstrümana ihtiyaç duyarsanız bu kabul edilebilir bir şey olmalı. Mesela rahmetli Turgut Özal, kalem kullanırdı. Televizyonlarda kalemi gözümüze sokacak gibi konuşur, bir nevi kalemle bizi hipnotize ederdi. Sizin de böyle bir enstrümana ihtiyacınız var. Hem dikkatleri üzerinizden çeker hem de kontrolü ele almanıza yardımcı olur. Mesela… Mendil olabilir. Ya da   ama hayır. Gözlük! Gözlük kullanabilirsiniz.Evet, size gözlük öneriyorum.

–Yemeklerden sonra mı?

— Her zaman beyefendi. Her zaman.

–Ama ben gözlük kullanmıyorum ki.

–Kullanacaksınız. Kullanacaksınız. Hem de 1 tane değil. En az 8-10 tane. Her ortama göre takabileceğiniz gözlükleriniz olmalı. Salt bu gözlük üzerinden dahi, tırnak içinde söylüyorum doğru kullanabilirsek seçimi kazanabilmeniz mümkün.

–Allah allah! Nasıl olacak bu?

–Kolay olacak beyefendi. Siz her söyleneni yapmaya çalışın yeter. Bir sürü optik ve güneş gözlükleriniz olacak. Onlar üzerinden seçmenlerinizle iletişim kuracaksınız.

Önemli şeyler söyleyeceğiniz zaman, gözlüğü tek elinizle sertçe çıkarıp  konuşacak; bir şeye dikkat çekmek istediğinizde de gözlükle hedefi işaret edeceksiniz. Gözlük sizin eliniz- ayağınız olacak.

–Bilmem ki…

— Yok çok güzel bir şey yakaladık. Bunun üzerine gitmek lazım. Oyun gibi düşünelim. Hem de basit bir oyun. Kural şu. Gerçekleştirebileceğiniz şeyler söylediğinizde şeffaf gözlüklerini takın. Ciddiyet kazandırır. Misal gerçekleşmesi en kolay vaadiniz ne?

— Yani?

–Milletvekili adayı olarak seçmenlerinize kolay bir vaadiniz yok mu?

–Var var! Olmaz olur mu hiç?  Mesela … Şey… Mezbaha yaptırmak istiyorum.

–Çok güzel. Bunu üzerine basa basa dillendirin. Defalarca söyleyin. Her seferinde gözlüğü bir sopaymış gibi kullanarak, kafalarına kafalarına vuruyormuş gibi söyleyin. Öyle ki bir başka aday sizden daha iyi mezbaha projesiyle ortaya çıkmaya cesaret edemesin.

Gerçekleştiremeyeceğiniz vaadleriniz de varsa, onları da açık havada dile getirin. Sonrasında yalanlaması kolay olur. Gürültü falan bahane edilebilir. Ve mutlaka güneş gözlüğü takmış olun ki, gözünüzün içine bakamasınlar. Muhafazakar vurgular yapacağınız zaman optik gözlüğünüzü takın. Ya da yo hayır! hayır! Hiç gözlük takmayın. Millet gözünüzün bebeğini bile görsün. Ama  çok ta duyarlı olmadığınız şeyler söylemeniz gerekirse de mesela emek, sömürü, insan hakları gibi, çok uzaklara bakıyormuş gibi başınızı olabildiğince arkaya gererek ve en koyu güneş gözlükleriniz gözünüzdeyken konuşun. Hatta mümkünse Özal’ın kalemi, Demirel’in şapkası, gibi  gözlüğünüzde size has bir sembol olarak algılansın. Üzerinde çalışacağımız davranışları yerel TV ve radyolarda değerlendireceğiz. Açık oturumlarda zorlandığınız durumlarda gözlük en büyük yardımcınız olacak. Vakit kazanmak istediğinizde gözlüğün camını silecek, moderatöre ayar vermeniz gerektiğinde gözlüğün üzerinden bir bakışla onu hizaya getireceksiniz. O gözlüğü taktığınız durumlarda kimse sizin entellektüel yapınızı sorgulamaya cesaret edemeyecek. Velhasıl gözlük eşittir milletvekilliği olacak. Bu çalışmanın karşılığında da size pazarlık imkanı vermeyeceğim.

-Valla kardeşim dedikleri kadar varmışsınız. Ağzım açık kaldı. Nasıl olacak bilmiyorum ama dediğiniz gibi olsun.

–iyi ya hadi çıkalım öyleyse.

–Nereye bir şeyler yeseydik?

–Gözlükçüye gidelim. Vakit az kaldı. Anca hazırlanırız. Di mi ama?

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !