Bi oturalım konuşalım...

 

Bu lafı nerde duysam,elimde değil, bir gülme tutar beni,anlatamam.

‘’Bu akşam işin yoksa bir oturalım konuşmak istediğim bir şey var’’ dendi mi,sinirlerim boşalıyor.Başlıyorum gülmeye.Evet,ben de biliyorum doğru bir şey olmadığını ,ama ne yapayım ki bu böyle.

Belki bu konuşmalardan bugüne kadar elle tutulur bir sonuç çıkmadığından da olabilir.En azından benim muhatap olduğum konuşmalar için bu böyle.

Aslında böylesi özel konuşmalar için çok yer aramaya gerek yok.Ne kadar önemli olursa olsun sessiz bir ortam 1masa 2 sandalye yeter.Bunun bir saati olduğuna da inanmıyorum.Karşında seni dinleyecek biri varsa,günün her saati bu iş için uygundur.İlla akşam olmasının mantığı ne?

 Ayrıca,telefonla da yapılabilir bu tür bir görüşme.Yoksa ne işe yarar bu iletişim harikası?Ama olur ya,muhatabınız sizi yüz yüze görmek istiyor, o anki yüz ifadeniz ,vücut diliniz de bu konuşma için önem taşıyordur,bu anlaşılır bir şey.

Ama yine de ‘’ bu akşam bi oturalım,şu mevzuu bir konuşalım’’ dendi mi bende ayar kaçıyor.

Nasıl kaçması birader?Ben bu ‘’ bi oturalım konuşalım’’ olayını çok iyi biliyorum.İş hayatımda da ,özel yaşantımda da bu konuşmalarla bir sonuca ulaşıldığına daha şahit olmadım.

 ‘’Kanka,bu akşam bir oturalım da,konuşalım senle’’ denildiğinde  arkadaşımın,konuşmak istediği konu her ne ise,o konuya gelinceye kadar, 2 duble patates kızartması,1 yaprak ciger,1 porsiyon midye tavaı,en az 50’şer midye,adam başı 5 ile 15 arasında  fıçı,malt, karışık bira biter. Beşiktaş,İsrail,Rıza Zarraf izin verirse konuya ucundan değinilir. Dikkatlerin dağıldığı fark edildiğinde ,Birahanede ki  gürültü bahane edilerek  ertesi gün konuşmak üzere konu noktalanır.

İş dünyasında da bunun farklı bir versiyonu şöyle gelişir.

 ‘’Bu akşam bir yere kaçma.Şu dükkanın bi durumunu bir oturup  değerlendirelim’’ denildiğinde,

(Bak ..Bak..Konuşalım demiyor.İş dünyası ya.onun yaptığı şey değerlendirmek oluyor)

Ben ‘’ bu akşam yengenle kavga ettim.Eve gitmek istemiyorum.Bu akşam masamda meze ol ‘’ anlıyorum.

Bundan sonrası da şöyle gelişiyor:

Tereyağ,tulum peyniri,lavaş ekmekle, bir büyük rakı açarak dükkanı masaya yatırıyoruz.Acılı ezme,haydari,,2 fındık lahmacun la 2 bayan satış elemanı almaya karar veriyoruz.1.5 ızgara,salata ,şalgam la piyasa da ki sektörel dedikodulara gülüyor;1 limonlu soda ve yollukla  ( son 5 yıldır olduğu gibi) 15 günlük fazladan senelik izin sözü alıyorum. Kahveler içilirken ,somurtuk bir suratla hesap pusulası incelendiğinde, ‘’ Başka iş yapmak lazım,başka iş ..’’sözleri masaya düşer. Gecenin ilk ve son purosu yakılırken de ‘’yarın dükkana geç kalma ‘’ öğüdü dinlenir.

  Bunun çekilir tarafı,hesaba el sürmemektir.

Çok şükür artık,düzenli bir yaşantım var.Evlendim ,barklandım. Artık ‘’bi oturalım da konuşalım ‘’ teklifleri de azaldı.

Zaten azalmasa da….

Aaa ! telefon galiba. Hanım arıyor.

--Hayırdır Nermin? N’oldu? Konuşmak mı? İyi tamam , tamam!

Bu yazıyı böyle sonlandıracağım aklıma gelmezdi.

‘’Bi oturup konuşalım ‘’ dedi.

Bundan korkulur işte.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !