esansçı

 
Güneş saatinin orda oynuyoruz.Ben boyum yetmediğinden ayak ucuma kalkarak yükselmeye çalışıyorum.Zaza Ahmet  te avlunun öte yanında ki  cami duvarının üstünden dışarıya uzanmış bir demir parçasını  göstererek konuşuyor.
--Allah’ın  veli kullarından biri..İşte..Gelmiş namaz kılacak..İblis,yılan kılığında gelmiş,adamın boynuna dolanıp ,namaz kılmasını engelleyecek.O zaman yılan,Allah tarafından demir parçasına dönüşmüş.Taşların arasında sıkışmış kalmış.
  Sonra Melik Ahmet kapısından giren şerbetçiyi görerek elinde ki tasla ona doğru koşuyor.Arkasından da ben.
Bu gün,kandil günü ya…Şerbetler sebil.Önce birer yudum orada içiyoruz.Tekrar tası doldurup,tezgahımıza dönüyoruz.Ulu caminin ana kapısının girişinde yer alan dedesinin baktığı esansçı tezgahına dönüyoruz.
  Afganlı'nın kahvehanesinde Ulu camii duvarına dayadığı içi çeşitli renkte sıvılarla dolu küçük şişelerin olduğu ayaklı camekanlı dolap önünde,şark usulü taburesinde Kur'an okumakta olan Bahri dede'nin , Ahmet'e kürtçe seslenip  camiye doğru yönelmesi ile  ''sen tezgah'a bak.Bir namaz kılıp geleyim'' gibi bir şey dediğini anlıyorum.
  Kuşağını yukarı doğru  çekerek şalvarını daha bir beline oturtan Bahri dede'nin  cami kapısında kaybolmasıyla  Ahmet,elindeki şerbet tasını taburaye bırakarak  esans dolabının kapağını açtı.Yeşil renkli aliminyum bir şişeden enjektörle çektiği kokuyu üzerime sıktı.Geriye çekildiğim de 
--Oğlum,bu koku lan.Ne korkısan?
Sonra tüm şişeleri göstererek ,
--ben bunların her ismini bilirem.
Ahmet'le Namık kemal ilk okulunda sınıf arkadaşıyız.2 yıllık arkadaşlığımızda ilk kez çarşıda karşılaştık.Ulu cami önünde esans satan dedesinin tezgahında Ahmet, bildiği ve öğrenmemi istediği her şeyi büyük bir hevesle ve hızla anlatıyor.
--Bah,bu  üzerlik..Bu misk-i amber, bu küçük olan  lavanta.
Arada yine üzerime koku sıkmaya çalışıyor. Ben çekilince 1 gramlık küçük şişelerden bir damla elime sürüyor.
-Bah, bu gül yagğı.Dur dur,en güzeli de bu.Dedem buna Medine kohusu diyor. Suhufi.
  Aradan geçen 50 yıldan sonra  bugün Diyarbakır ulu cami etrafını gezdiğimde Ahmetle dedesi de,esans tablası da yok. Esansçılık,tarihin kaybolan meslekleri arasına girdi bile.
 Bugün Ulu cami etrafında az sayıda işporta tezgahları arasında  artık Sur da evini kaybeden başka bir Ahmet var. Hazır okuma gözlükleri satan...
 
  

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !