Tek cam Hüseyin


 Demin tuvalette de görmüştüm adamı. Ben elimi yıkayıp çıkarken o,pisuvar da cep telefonuyla konuşuyordu. 
Böyle ufak-tefek ben yaşta bir adam. Niye gözümde yer etti de,her dakika gözüme takılıyor anlamış değilim. 
En son bizi kaldığımız otele davet eden firmanın satış temsilcisi ile kol kola gördüm. O zaman dedim,""bu da bizlerden. Gözlükcü. "
Bazen vapur da,otobüste ya da herhangi bir yerde biriyle gözgöze gelirsiniz. Sonrasında ne kadar gözünüzü başka yerler de gezdirseniz bile yine o tanımadığınız kişiye odaklanmaktan kurtulamazsınız ya,bana da öyle oldu işte.
Her neyse. Ben size milenyuma girmeden bir gözlük firmasının promosyonu olan bu tatili anlatacaktım. Bu adam engel oldu. Ama yazıyı değiştirmesine izin vermeyeceğim. 
Otel de kaldığımız 3 gün boyunca yedik,içtik, sipariş verdik,başka yerlerde ki aynı ürünü sattığımız gözlükcüler le tanıştık, sohbet ettik.. Ve de eğlendik. Eğlendik dediysem kış günü nasıl egleneceksin.? Denize girmiyorsun, hava soğuk. Saat 3- 4 gibi oturuyorsun masaya akşama kadar iç dur. Yalnız gelenler şanslı. Sağ da solda fisildaşiyorlar. Bir yüz dolar lafları falan havada uçuşuyor. Biz öyle mi? Hanım, daha kahvaltıdayken başlıyor:
--Zühre optiğin hanımı çok tatlı kadın.onlarla okey oynayacağız öğlende. 
--Bak şu karsı masadan oturan 2 elti, bacanak optiğin sahipleri. Öyle iyi anlaşıyorlar ki şaşarsın. Tüm harcamaları bir. Televizyon alınırsa 2 tane,ev alınırsa 2 tane alıyorlar. İmrendim valla.
--Bu karagöz optiğin sahipleri bizden çok mu zenginler? Kadın, hiç bir ortama girmiyor. Pek bir kendilerini beğenmişler. .
Bu konuşmaları duydukça,iyi ki hanımı dükkandan uzak tuttum diye düşünüyorum . 3 günlük tatilde tanımadığı gözlükçü ve ailesi kalmadı. Tamam kabul ediyorum.Benim gibi soğuk değil, ama o da bir başka alem canım. 
Bir ara kahvaltıdan sonra hanım kafasına uygun birileriyle takılırken ben de SPA denilen yerlere gideyim dedim.
Kapalı havuzu varmış otelin. Ama otelin doluluk oranına göre açıyorlarmiş. Otel de bir otomobil firması,bir de biz gözlükcüler varız. Sayı beklenenin altında ki havuz açılmamış. Sauna,masaj,küçuk bir şok havuzu var. Bir de jakuzi. Ama jakuzi de sıra bekliyorsun Zaten 3-4 kişi anca sığıyor. Ben de denemek isterdim ama,başkaları ile aynı jakuziyi paylaşabileceğimi sanmıyorum . Hani öyle jakuzi ile saunayla büyümüş biri değilim. En fazla çocukken leğende yıkanırdım ama,sonuçta o da özel bir alan. Ben öyle jakuzi de uzanacağım,kendimi baloncuklara bırakacağım... O sular öyle kabarırken onların üzerinde yuvarlanacak, o yuvarlak kabarcıklar vücudumun her yerinde hissetmek üzere gözlerimi kapatıp ileriye doğru uzandığım da başkasının ayağı bana değecek....Ayyyy! Hadi diyelim,gözlerim kapalı ya,onu bir kadın ayağı olarak düşüneceğim. Fantazi ya... Bir gözlerimi acacagim ki, Sarı göz optiğin sahibi Sadullah bey. Muhtemelen o da hoşnut değil, ayağının deforme bir vücut üzerinde gezinmesinden. "Canım takma böyle şeyleri, sohbet et" demek kolay.boyle bir ortamda Sadullah beyle ne konuşacağım. Optisyenlerin kamuda istihdamını mi ? Yok. Pis bir durum.onun için ertesi sabah erkenden uyandım.sabah 7 gibi doğrudan jakuzi ye gittim.kimse yok. Su daha yeni yeni ısınıyor.kendimi baloncukların üzerine bırakıverdim. Elimde portakal suyu..Altımda kabarcıklar. . Oh be! Hayat bu işte! Hayat bu!.. Millet böyle yaşıyor abi. Tam daha farklı pozisyonlarda kendimi suya emanet edecektim ki,başımda bir gölge belirdi. Belirdigi yetmedi,bir de havlusunu yere bırakıp jakuziye girdi.Benim jakuzime. ..Bütün keyfim kaçtı. A aa! Bu yazının başında sözünü ettiğim adam.Daha otele girerken ilk gözgöze geldiğim adam,şimdi benim havuzumda. Ya da ben onun havuzundayim.bilemiyorum artık.Onun rahatligı karşısında ben kendimi misafir gibi hissettim.
Sonra...Sonra. .nasıl oldu bilmiyorum karşılıklı bir sohbet başladık ki sormayın gitsin.ilk hangimiz başladık bilmiyorum.
Efendim,bu jakuzi arkadaşımın adı Hüseyin Başak. Optik piyasasında ise "tek cam Hüseyin " olarak bilinirmiş. Dükkanı falan yok. Bes yildızli otellerle dolu bu sehirde her otel resepsiyonu ile baglantisi olan biri.Kemer den Alanya ya kadar onu tanimayan otel resepsiyonisti,rehber,otel görevlisi yokmuşÖyle diyor.Tatilde gözlüğü kirilan turist resepsiyona başvuruyor.Resepsiyonist te,Hüseyine ulasiyor.Hüseyin gelip gözlüğü aliyor.En yakin gözlükçü de yaptırıyor.Sahibine ulastiriyor.İşini iyi yapan biri ki,gözlükçüler,resepsiyoncular vazgeçemiyorlar Hüseyinden.Aslında 5 yabancı dil bilen bir rehber ve animatör kendileri.Belek te calistiğı otelde gözlüğü kırılan birine yardim ederken başlamıs hersey.Türkiye de ki fiyatların yurt dışina gore ucuz olmasından turistlerden güzel bahşişler alıyormuş.Bir ara o kadar tek cam isi götürmüş ki gözlükçülere o yüzden adı " tek cam Hüseyin''e cıkmıs.Zamanla cam fiyatı vermeyi de öğrenmiş. Cam kesmeyi de.kendince kurallar edinmiş bir de. Gözlükcü olan otellere gitmiyor.Etik olmazmış. "Adam kira veriyor,mal alıyor. Doğru değil" diyor. Sonra, "işkembe içer misin?"Diyor. "Otelde? Burada? " Benim şaşırmama gülüyor. 
- 5 yıldızlı otel di mi?Herşey dahil .Ne arasan var.
Tam ," işler nasıl? Dünyalığını yaptın mı bu işten? " diye soracaktım ki,paspas yapan görevliye seslendi.
-- Ekrem,dün Adana altılısı ne verdi? Son ayakta Mühürdar yatırdı beni iyi mi?

Bu konuşmadan anladığım,iş-güç umurunda değil.Gününü yaşayan biri.
Ben yavaş yavaş toparlanırken,bu alemci tek cam dan reddetmek zorunda kaldığım bir davet alıyorum.

--Akşam,Serik'te horoz döğüşü var.Yengeden kurtulabilirsen gel,keyif alırsın.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !